Videoyu izledikten sonra siz de hak vereceksiniz.Emek sarf eden gençleri böylesine kullanmak çok can sıkıcı bir durum.Büyük balıklar pastadan baya geniş bir pay alıyor ama küçük balıklar arta kalan kırıntılarla yetiniyorlar.Videodaki bir söz de baya dikkat çekici ; kapitalizmi en çabuk kucaklayan ülkelerden biri olan Güney Korede üreticiler bu ihraç ürününün (K-Pop) fiyatlandırılmasında söz sahibi olmak istiyor.Olan yine hayalleri olan genç bireylere oluyor. Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır mutlaka.Bu da uzun sürmez ama umarım bu son hayalleri suya düşen pasif bir nesli de beraberinde getirmez...
24 Ekim 2012 Çarşamba
Kpop'un Karanlık Yüzü
Videoyu izledikten sonra siz de hak vereceksiniz.Emek sarf eden gençleri böylesine kullanmak çok can sıkıcı bir durum.Büyük balıklar pastadan baya geniş bir pay alıyor ama küçük balıklar arta kalan kırıntılarla yetiniyorlar.Videodaki bir söz de baya dikkat çekici ; kapitalizmi en çabuk kucaklayan ülkelerden biri olan Güney Korede üreticiler bu ihraç ürününün (K-Pop) fiyatlandırılmasında söz sahibi olmak istiyor.Olan yine hayalleri olan genç bireylere oluyor. Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır mutlaka.Bu da uzun sürmez ama umarım bu son hayalleri suya düşen pasif bir nesli de beraberinde getirmez...
18 Ekim 2012 Perşembe
My Name is Khan / Benim Adım Khan (Spoiler içerir ^_^ )
Son zamanlarda izlediğim filmler arasında en kaliteli,en etkileyici filmdi "Benim Adım Khan".
2010 yılında gösterime giren , dram ağırlıklı olmakla birlikte romatizmin de yer aldığı Bollywood yapımı bir Hint filmidir.IMDb puanı : 7.4 'tür.
Eskiden hint filimlerini müzikalden ibaret ve genelde aşk temalı konular işlediğini ve sıradan olduklarını düşünürdüm.Film sektörlerine Hollywood isminden çakma Bollywood olmasıda bu sektörün benim gözümde itici olmasına sebep oluyordu.Özgün filmlerin çıkabileceği bir sektör olabileceğini düşünmüyordum ki sayıları şimdi 4ü bulan hint filmlerini izleyinceye dek.
Yanıldığımı anladım ve Hollywood filmlerine nazaran daha etkileyici ve konuları itibariyle insanı temel alan yapımları beni gerçekten etkiledi.
Güney Kore dizilerini severim ama hep bir hayal dünyasından ibarettir.Asıl gerçekler Güney Kore filmlerinde gözler önüne gelmektedir.Gerçek Güney Kore izlediğimiz dizilerdeki kadar şaşalı hayat yaşayan,bir elleri yağda bir elleri balda olan insanların yaşadığı bir yer değildir ama yapımcı,senarist ve yönetmenler gerçekten harika işler çıkarıyorlar ki hayal perdesinde görüyoruz Güney Koreyi.Ancak Hint filmlerine baktığımda gerçekler gözler önüne seriliyor.Hayat tarzları , yaşamları çok parlak olmasada bunu göstermekten çekinmiyorlar bu insanlar.Çünkü önemli olan insani duygulardır diyor Hint sineması.Gösteriş bir süreden sonra etkisini kaybeder.Bu yönüylede beni cezbediyor bu film sektörü.
Baya kafa açtıktan sonra :D nedir bu filmin konusu diyecek olursanız gelin anlatayım sizlere:
Rızvan Khan otizim hastası bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir.Annesi ve kardeşiyle birlikte hindistanda fakir bir hayat sürmektedir.Yıllar ardı ardına sıralanır ve Khan artık büyük bir adam olmuştur ancak annesinin üzücü ölümünden sonra Khan annesinin isteği ile kendine yeni bir hayat kurmak için Amerikaya kardeşinin yanına çalışmaya gider.Otistik olmasına rağmen annesi tarafından harika bir şekilde yetiştirilmiştir.Amerikada kozmetik ürünleri satan bir pazarlamacı olarak çalışmaya başlar.Ancak hayat Amerikada hem de hasta bir adam için pek de kolay değildir.Khan hastalığından dolayı insanlardan,gürültüden,sarı renkten korkmaktadır.Kaderin cilvesi değilmidir yine zorda olduğu bir zaman karşısına Mandira isimli kuaförde çalışan ve hayatını büsbütün değiştirecek hoş bir bayan çıkar.Mandira 6 yaşında bir erkek çocuğu olan ve hayattaki tüm zorluklara kendi başına göğüs germiş güçlü,sevgi dolu bir kadındır.Khan tatlılığı , akıllı ve dürüstlüğü ile Mandiranın kalbini kazanıp onunla evlenir. [Burda bir dipnot eklemek gerekirse Khan soy ismi Hindistanda Müslümanlara verilir ve Müslümanların Müslüman olmayan biriyle evlenmesi uygun değildir.Khan'ın kardeşide bu evliliğe karşı çıkmıştır ancak Khan insanları dinine,ırkına göre yargılamaması gerektiğini küçük yaşlarda annesinden öğrenmiştir.Annesi ona dünyada yalnızca 2 türlü insan olduğunu bunlarında İyi İnsanlar ve Kötü İnsanlar olduklarını söylemiştir. :) (Ne de güzel söylemiş) ] Mutlu bir evlilikleri vardır ancak tüm büyü 11 Eylül 2001 de Amerikadaki İkiz Kulelere saldırı olayından sonra bozulmuştur.Artık Amerikada Müslümanlara karşı algı değişmiştir.Tüm Müslümanlara terörist gözüyle bakmaktadırlar.Mandira Khan'ın soyadını aldığından dolayı işler Mandira ve oğlu içinde zorlaşmaya başlar.Mandiranın oğlu okulda bir cinayete kurban gider ve Mandira tüm bunların Khan ile evlendiği ve Müslüman etiketi yemesinden dolayı olduğunu düşünür ve Khandan ayrılmak istediğini söyler.Aslında Khan'ı çok sevmektedir ancak oğlunun acısı kadına ağır gelmektedir ve istemeden Khan'ı üzmüştür.Rızvan ondan ayrılmak istemediğini ve ne yapması gerektiğini söyler (ki bu sahne beni çok etkilemiştir).Mandira tüm Amerikaya ve Başkana kendisinin ve oğlunun terörist olmadıklarını söylemesini ister.Tabi bunları Khandan kurtulmak için yapar ama şaşırtıcı derecede farklı biri olan Khan bunu bir görev bilir ve asıl macera buradan sonra başlar.Khan başkana bu sözü iletecek ve Müslümanların üzerindeki bu algıyı değiştirebilecek midir?
Film gerçekten güzel ancak müziklerine pek birşey diyemeyeceğim.Benim tarzım değil ama seven kişiler olabilir.Genel itibariyle filmin işlenişi,çekim yerleri,oyunculuk ve konu fevkalade güzeldi.
Etkilendiğim sahneler:
*Khan'ın annesinin Khan'a dünyada 2 türlü insan vardır.Bunlar iyi insanlar ve kötü insanlardır dediği sahne.
*Khan'ın meşhur olan sözünü söylediği sahne:"Benim adım Khan ve ben terörist değilim" (Burda adım Khan derken ben Müslümanım ama terörist değilim demek istiyor.Khan yukarıdaki yazımda da belirttiğim gibi Hindistanda Müslümanlara verilen bir soy isimdir.)
*Mandira ile Khan'ın tanıştıkları sahne
*Mandiranın Khan'a oğlunun ölümünden dolayı kızgın olup istemeden Khan'ı üzüp ona tüm Amerikaya terörist olmadıklarını söylemesini istediği sahne.Ki burda ciddi değildir ancak Khan'da normal biri değildir.Bu sözü ciddiye alıp tüm Amerikada başkana ulaşma çabaları
*Mandiranın oğlunun öğretmeninin dünyadaki var olan dinler hakkındaki derste Müslümanlığın en acımasız din olduğunu ve cihad için insanları öldürdüklerini söylediği sahne beni gerçekten şaşırttı.Küçücük çocuklara objektif bir şekilde bu konuları anlatması gerekirken taraflı bir biçimde bunları iletmesi beni çok
üzdü.Ülkemde o yaşdaki çocuklara konular genelde tarafsızca anlatılır ancak bu filmdeki bu sahne bana küçüklüğünden itibaren yönlendirilmiş insanların olduğu bir Batının olduğunu gösteriyor.
*Khan'ın küçük bir zenci köyüne gittiği sahne çok etkileyiciydi.Küçük tatlı köydeki insanlar çok içtendiler en çok da tombul zenci kadın çokkkkk tatlıydı.Çok sevdim o kadını ya :)
*Khan'ın başkana ulaştırmaya çalıştığı mesaj için katettiği o kadar yol ve yaşadıkları beni en çok etkileyen sahnelerdi.
*Khan'ın yardım için küçük zenci köyüne dönmesi ve ordaki insanları yalnız bırakmaması...
*Khan'ın başkanla nihayetinde buluştuğu sahne...
Trailer'ı da paylaşayım:
MY NAME is KHAN AND I AM NOT A TERRORİST
Yazımın bundan sonraki kısımı Vikipedi'den alıntıdır:
Ayrıca Shahrukh Khan'da şu şekilde konuştu:"Film, kabiliyetsiz(hasta) bir adamın sakatlığa, güçsüzlüğe karşı yaptığı savaşını anlatmıyor. Hasta adamın, tüm dünyada olan Terör, Savaş, Nefret ve Düşmanlığa karşı yaptığı savaşı anlatıyor.My Name is Khan filmi aynı zamanda Islam'ıda ele alıyor. Islam'ı ve dünyanın Islam'a bakış açısını ele alıyor. Fakat taraf tutmadık. Biz sadece iyi insanların ve kötü insanların var olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Kötü Hindular, iyi Hindular, kötü Hristiyanlar, iyi Hristiyanlar olmaz. Ya iyi bir insanızdır, ya da kötü bir insanızdır. Din kriter değildir, insanlık kriterdir.
IMDb sitesinde film hakkında ayrıntılı bilgi için : http://www.imdb.com/title/tt1188996/
2010 yılında gösterime giren , dram ağırlıklı olmakla birlikte romatizmin de yer aldığı Bollywood yapımı bir Hint filmidir.IMDb puanı : 7.4 'tür.
Eskiden hint filimlerini müzikalden ibaret ve genelde aşk temalı konular işlediğini ve sıradan olduklarını düşünürdüm.Film sektörlerine Hollywood isminden çakma Bollywood olmasıda bu sektörün benim gözümde itici olmasına sebep oluyordu.Özgün filmlerin çıkabileceği bir sektör olabileceğini düşünmüyordum ki sayıları şimdi 4ü bulan hint filmlerini izleyinceye dek.
Yanıldığımı anladım ve Hollywood filmlerine nazaran daha etkileyici ve konuları itibariyle insanı temel alan yapımları beni gerçekten etkiledi.
Güney Kore dizilerini severim ama hep bir hayal dünyasından ibarettir.Asıl gerçekler Güney Kore filmlerinde gözler önüne gelmektedir.Gerçek Güney Kore izlediğimiz dizilerdeki kadar şaşalı hayat yaşayan,bir elleri yağda bir elleri balda olan insanların yaşadığı bir yer değildir ama yapımcı,senarist ve yönetmenler gerçekten harika işler çıkarıyorlar ki hayal perdesinde görüyoruz Güney Koreyi.Ancak Hint filmlerine baktığımda gerçekler gözler önüne seriliyor.Hayat tarzları , yaşamları çok parlak olmasada bunu göstermekten çekinmiyorlar bu insanlar.Çünkü önemli olan insani duygulardır diyor Hint sineması.Gösteriş bir süreden sonra etkisini kaybeder.Bu yönüylede beni cezbediyor bu film sektörü.
Baya kafa açtıktan sonra :D nedir bu filmin konusu diyecek olursanız gelin anlatayım sizlere:
Rızvan Khan otizim hastası bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir.Annesi ve kardeşiyle birlikte hindistanda fakir bir hayat sürmektedir.Yıllar ardı ardına sıralanır ve Khan artık büyük bir adam olmuştur ancak annesinin üzücü ölümünden sonra Khan annesinin isteği ile kendine yeni bir hayat kurmak için Amerikaya kardeşinin yanına çalışmaya gider.Otistik olmasına rağmen annesi tarafından harika bir şekilde yetiştirilmiştir.Amerikada kozmetik ürünleri satan bir pazarlamacı olarak çalışmaya başlar.Ancak hayat Amerikada hem de hasta bir adam için pek de kolay değildir.Khan hastalığından dolayı insanlardan,gürültüden,sarı renkten korkmaktadır.Kaderin cilvesi değilmidir yine zorda olduğu bir zaman karşısına Mandira isimli kuaförde çalışan ve hayatını büsbütün değiştirecek hoş bir bayan çıkar.Mandira 6 yaşında bir erkek çocuğu olan ve hayattaki tüm zorluklara kendi başına göğüs germiş güçlü,sevgi dolu bir kadındır.Khan tatlılığı , akıllı ve dürüstlüğü ile Mandiranın kalbini kazanıp onunla evlenir. [Burda bir dipnot eklemek gerekirse Khan soy ismi Hindistanda Müslümanlara verilir ve Müslümanların Müslüman olmayan biriyle evlenmesi uygun değildir.Khan'ın kardeşide bu evliliğe karşı çıkmıştır ancak Khan insanları dinine,ırkına göre yargılamaması gerektiğini küçük yaşlarda annesinden öğrenmiştir.Annesi ona dünyada yalnızca 2 türlü insan olduğunu bunlarında İyi İnsanlar ve Kötü İnsanlar olduklarını söylemiştir. :) (Ne de güzel söylemiş) ] Mutlu bir evlilikleri vardır ancak tüm büyü 11 Eylül 2001 de Amerikadaki İkiz Kulelere saldırı olayından sonra bozulmuştur.Artık Amerikada Müslümanlara karşı algı değişmiştir.Tüm Müslümanlara terörist gözüyle bakmaktadırlar.Mandira Khan'ın soyadını aldığından dolayı işler Mandira ve oğlu içinde zorlaşmaya başlar.Mandiranın oğlu okulda bir cinayete kurban gider ve Mandira tüm bunların Khan ile evlendiği ve Müslüman etiketi yemesinden dolayı olduğunu düşünür ve Khandan ayrılmak istediğini söyler.Aslında Khan'ı çok sevmektedir ancak oğlunun acısı kadına ağır gelmektedir ve istemeden Khan'ı üzmüştür.Rızvan ondan ayrılmak istemediğini ve ne yapması gerektiğini söyler (ki bu sahne beni çok etkilemiştir).Mandira tüm Amerikaya ve Başkana kendisinin ve oğlunun terörist olmadıklarını söylemesini ister.Tabi bunları Khandan kurtulmak için yapar ama şaşırtıcı derecede farklı biri olan Khan bunu bir görev bilir ve asıl macera buradan sonra başlar.Khan başkana bu sözü iletecek ve Müslümanların üzerindeki bu algıyı değiştirebilecek midir?
Film gerçekten güzel ancak müziklerine pek birşey diyemeyeceğim.Benim tarzım değil ama seven kişiler olabilir.Genel itibariyle filmin işlenişi,çekim yerleri,oyunculuk ve konu fevkalade güzeldi.
Etkilendiğim sahneler:
*Khan'ın annesinin Khan'a dünyada 2 türlü insan vardır.Bunlar iyi insanlar ve kötü insanlardır dediği sahne.
*Khan'ın meşhur olan sözünü söylediği sahne:"Benim adım Khan ve ben terörist değilim" (Burda adım Khan derken ben Müslümanım ama terörist değilim demek istiyor.Khan yukarıdaki yazımda da belirttiğim gibi Hindistanda Müslümanlara verilen bir soy isimdir.)
*Mandira ile Khan'ın tanıştıkları sahne
*Mandiranın Khan'a oğlunun ölümünden dolayı kızgın olup istemeden Khan'ı üzüp ona tüm Amerikaya terörist olmadıklarını söylemesini istediği sahne.Ki burda ciddi değildir ancak Khan'da normal biri değildir.Bu sözü ciddiye alıp tüm Amerikada başkana ulaşma çabaları
*Mandiranın oğlunun öğretmeninin dünyadaki var olan dinler hakkındaki derste Müslümanlığın en acımasız din olduğunu ve cihad için insanları öldürdüklerini söylediği sahne beni gerçekten şaşırttı.Küçücük çocuklara objektif bir şekilde bu konuları anlatması gerekirken taraflı bir biçimde bunları iletmesi beni çok
üzdü.Ülkemde o yaşdaki çocuklara konular genelde tarafsızca anlatılır ancak bu filmdeki bu sahne bana küçüklüğünden itibaren yönlendirilmiş insanların olduğu bir Batının olduğunu gösteriyor.
*Khan'ın küçük bir zenci köyüne gittiği sahne çok etkileyiciydi.Küçük tatlı köydeki insanlar çok içtendiler en çok da tombul zenci kadın çokkkkk tatlıydı.Çok sevdim o kadını ya :)
*Khan'ın başkana ulaştırmaya çalıştığı mesaj için katettiği o kadar yol ve yaşadıkları beni en çok etkileyen sahnelerdi.
*Khan'ın yardım için küçük zenci köyüne dönmesi ve ordaki insanları yalnız bırakmaması...
*Khan'ın başkanla nihayetinde buluştuğu sahne...
Trailer'ı da paylaşayım:
MY NAME is KHAN AND I AM NOT A TERRORİST
Yazımın bundan sonraki kısımı Vikipedi'den alıntıdır:
My Name Is Khan filminin asıl çıkma sebebi
Gazeteci Mahdureeta Mukherjee, Hindistandaki terör olayları esnasında (Aralık 2008), ünlü ve başarılı Yönetmen Karan Johar'la röportaj yaptı. Gazetecinin "My Name is Khan filmi, Hinduların ve Müslümanların hiç olmadıkları kadar birlik oldukları zamanda başladı" ifadesine Karan Johar "Oldukça önemli bir zamanda olduğumuzu düşünüyorum, çünkü milletimizin birlik olması çok büyük anlam taşıyor ve ben bu duruma şahitlik yapabildiğim için çok mutluyum. Herkes terörün bir dini olmadığını ve asla olmayacağını biliyor. Bir Film yapımcısı olarak, sosyal bir sorumluluğum, görevim olduğunu biliyorum ve bu görevimi yerine getireceğime dair söz veriyorum." şeklinde cevap verdi.Ayrıca Shahrukh Khan'da şu şekilde konuştu:"Film, kabiliyetsiz(hasta) bir adamın sakatlığa, güçsüzlüğe karşı yaptığı savaşını anlatmıyor. Hasta adamın, tüm dünyada olan Terör, Savaş, Nefret ve Düşmanlığa karşı yaptığı savaşı anlatıyor.My Name is Khan filmi aynı zamanda Islam'ıda ele alıyor. Islam'ı ve dünyanın Islam'a bakış açısını ele alıyor. Fakat taraf tutmadık. Biz sadece iyi insanların ve kötü insanların var olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Kötü Hindular, iyi Hindular, kötü Hristiyanlar, iyi Hristiyanlar olmaz. Ya iyi bir insanızdır, ya da kötü bir insanızdır. Din kriter değildir, insanlık kriterdir.
Film Çekimi hakkında
Prodüksiyon, 2008 Aralık ayında Filmin ikinci yarısının çekimi ile Los Angeles'da başladı.Çekim yerlerinden biriside Kaliforniya'da bir üniversiteydi. Los Angeles'deki çekimler sonrası, filmin yönetmeni Karan Johar "11 senelik yönetmenliğim boyunca, böylesine değişik olmanın tecrübesini hissetmedim" şeklinde konuştu ve ayrıca Shahrukh Khan ve Kajol'la yeniden çalışmanın olağanüstü olduğunu ve ikisinin beyaz perdede anlatılamaz enerji kurduklarını ifade etti. Karan Johar, Shahrukh Khan'ın "Otizm" rahatsızlığı hakkındaki kapsamlı bilgisine oldukça şaşırmış ve hayran kalmış. 2009 Nisan ayında Mumbai'dede filmin başka bölümleri çekildi ve çekimler Haziran ayında San Francisco'da devam edip tekrar Mumbai'de Temmuz ve Ağustos aylarında devam etti. Karan Johar, Filmi çekebilecek Camii'yi bulamakta oldukça zorluk çekti. Los Angeles'deki camii'lerde çekim için izin alamayınca, sonunda Mumbai'de bir camiide iki günde çekimi tamamladı.IMDb sitesinde film hakkında ayrıntılı bilgi için : http://www.imdb.com/title/tt1188996/
15 Ekim 2012 Pazartesi
Joo Won Fan
Aranızda benim gibi Joo Won'a hayran bir gençlik varsa mutlaka takip etmeniz gereken bir site önericem.An be an JW ile ilgili haber,röpörtaj,resim,... kısacası herşey var bu fan sitesinde.Ancak KÜÇÜK! bir ayrıntı site ingilizce yayın yapıyor yani az buçuk anlıyorum diyorsanız buyrun:
http://joowonenglish.wordpress.com/
Bu arada JW miz ocakta yeni bi diziye başlayacak hayranlarına duyurulur.Diziyle ilgili tüm bilgiler sitede mevcut ;)
xoxo snowqueen :D
7 Ekim 2012 Pazar
Kore Dizileri-Klişeler :D
Kore mi? Belkide samimiyetleri ve özenle korudukları kültürleri bizleri etkiliyor.Buna tam olarak bir cevap veremesek de klişelerle dolu olan dizileri izlemeye devam ediyoruz.Aslında hepimiz bu klişeleri çok da iyi biliyoruz.Peki nedir bunlar diyecekseniz linke bir tıklayın :)
İşte link; http://www.itusozluk.com/goster.php/kore+dizisi+kli%FEeleri
En çok da başroldeki kızın çirkin olması ve istenmeyen aramaların reddedilmesi yerine bataryanın çıkarılması klişesi benim gülümsememe neden oldu. :D Mutlaka sizin de katılacağınız maddeler olacaktır...
1 Ekim 2012 Pazartesi
Baker King, Kim Tak Goo / Bread, Love and Dreams / 제빵왕 김탁구
Peki ne anlatıyor bu dizi derseniz aslında adından da anlaşıldığı gibi fırıncı/pastacılar kralı Kim Tak Goo ve onun doğumuyla yaşanan olayları konu alan bir dizi.30 bölümlük 2010 KBS2 yapımı aile ve romantizmi ve bence biraz da melodram türünü almış.Aynı zamanda korede şimdiye kadar ki en fazla reytingi almış dizi.%50 'lerin üstünde bir reytingden bahsediyoruz.Düşünün ülkenin nerdeyse yarısı izlemiş ve beğenmiş bu diziyi.
Dizinin başından itibaren Kim Tak Goo ve Goo Ma Joon'un iyi bir ikili olmasını ümit ederek geçirdim.Neyse ki dizinin son bölümünde bunu görebildim :D Tüm dizi boyunca Ma Joon , Tak Goo ile uğraşıp onu geçmenin derdinde olan aslında çok yalnız ve zavallı biridir.Ancak dışardan böyle gözükmemek için sert bir mizaca bürünmüştür.Babasının sevgisi,yetenek,şirket ve de sevdiği kadın hepsi Tak Goo'dadır.Ve çok uç sınırlarda bir hırsa sahip olan Ma Joon bunları elde edebilmek için Tak Goo ya yapmadığını bırakmaz.Ama diziyi izledikçe Ma Joon dan çok Tak Goo ya kızar oldum.İnsan bu kadar da bağışlayıcı olamaz ki.Adamlar senin başına binbir çorap örsünler sen yinede affet.Tabiki affetmek erdemdir ama Tak Goo'nunki sinir bozucu düzeydeydi.Ma Joon karakterinde beni şaşırtan ise yapılan onca iyiliğe karşılık hala kalbinin tam anlamıyla yumuşayamamasıydı.Tabi mutsuz , ilgisiz geçen bir çocukluktan kaynaklanıyor.Joo Won oppa Ma Joon karakterinin altından da kalkmasını bilmiş bence.Ma Joon'un çaresizliğini çok güzel yansıtmış.Onca kötülüğe rağmen hala Ma Joon karakterine olan sevgim azalmadı aksine o karakteri daha iyi anlayabilmemi sağladı.En çok da Shin Yoo Kyung karakterini canlandıran Eugene ile olan sahneleri beni etkiledi.
Dizinin ilk başlarında tabiki Yoo Kyung ve Tak Goo'nun birlikteliğini doğru buluyordum ama dizi ilerledikçe Yoo Kyung'un Tak Goo için doğru kişi olmadığını ve aslında kendisini daha iyi anlayabilen Ma Joon ile olan ilişkilerinin daha doğru olduğuna karar verdim.Bazen doğru görünen yanlışlar ve yanlış görünen doğrular olabilir ve bence burdaki durumda bundan ibaretti.Yoo Kyung karakteri kalbinde her ne kadar Tak Goo ya değer versede onun da hırsı,karakteri ve mizacı Tak Goo'ya uygun değildi.Ma Joon lada pek fena bir ikili olmadılar hani :)
Dizinin müzikleride en az oyuncuları kadar kaliteli.Dizi müziklerine bayıldımmmm.Bu korelilerde çok içten ve samimi bir şekilde söylüyorlar şarkılarını yaw... T_T İYİ DİNLEMELER :)
Eee bu kadar anlattık bir küçük Trailer'ını da verelim :
Son olarak da tüm dizi ekibinin bir fotosu :
İYİ SEYİRLER ^^
23 Eylül 2012 Pazar
Joo Won “Reytinglerin Prensi Mi?”

Joo Won’un oyunculuk yeteneği çok sayıda insanın ilgisini çekiyor. Televizyon dizilerinde Hallyu yıldızlarının yer alışı ve bunun getirdiği yüksek reyting durumu mevcutken, uzun süredir başarılı bir aktör ve başarılı bir drama durumuna rastlanmıyordu. Ta ki yeni nesil aktörlerden Joo Won’un ekranda yer almasına dek.
Pek çok Hallyu yıldızının canlandırması ZOR bir karakter olduğu gerekçesiyle reddettiği Bridal Mask/Gaksital dizisinin başrolü JOO WON ‘a verildi, ve bir kere değil, geçtiğimiz 8 hafta boyunca reyting listesinde ilk sıralarda yer aldı, öncesinde var olan tüm şüpheleri sildi götürdü.
Reytingleri ölçen Nielsen ajansına
göre Bridal Mask/Gaksital dizisi 19 Temmuz da yayınlanan 16.bölümü ile
% 16.8 izlenme oranı ile hem kendi rekorunu kırdı hem de reyting
yarışında diğer dizilere büyük fark attı.Dizi setinde, dizi ekibi arasındaki iletişim çok iyi, Joo Won fiziki gücünün yanı sıra aegyo (sevimli hareketler) yeteneğini de set arkadaşları karşısında sergiliyor.Dizi çekimlerine başlamadan önce karakteri için gerekli yeteneklerini geliştirmeye odaklanıyor. Onun bakış açısından bakıldığında dizinin yüksek reyting almasında ve böyle çok dikkat çekmesinde bununda payı var.
Joo Won dizide Joseon dönemindeki kahraman “Gaksital” ve Japon İmparatorluğu egemenliği altında çalışan bir polis memuru olarak iki farklı yaşamı olan bir karakteri canlandırıyor. Gerçek hayatta onun iki karakteri canlandırışının yarattığı çekicilik izleyicilerin ilgisini onun üzerine topluyor.
Joo Won’un geçmişine baktığımızda ise önce müzikallerde yer alan Joo Won oyunculuğun tadına varmıştı. King Of Baking Kim Tak Goo / Bread Love and Dreams dizisi ile televizyon ekranında ilk kez boy gösteren Joo Won dizide antagonist* (*muhalif düşmanca hisler besleyen) birini oynamıştı. Canlandırdığı Go Ma Jun karakteri bir antagonistti ancak ruhen çok yaralar aldığından zavallı bir karakterdi. Joo Won’un canlandırdığı karakterin derin duygusal yaraları vardı ve izleyicilerin ilgisini çekmişti. Dizide Joo Won, Kim Tak Goo karakterini canlandıran Yoon Si Yoon ile rol almış ve bu dizi yeni neslin yıldızlarını bir araya getirmiştir.
Bir diğer
gerçek ise şu ki, King Of Baking Kim Tak Goo/ Bread Love and Dreams
dizisi % 40 izlenme oranı ile reyting rekorları kırmış, bu beklenmedik
popülerlik Joo Won’un oyunculuk yeteneğinin başarısını ve varlığını
herkese duyurmuştur. Ancak Joo Won kendi popülaritesinden ya da
oyunculuğundan tam olarak tatmin olmamıştır. Joo Won’un rol almayı seçtiği ikinci dizi bir haftasonu dizisi olan Ojakgyo Brothers ‘dı. Dizide usta oyuncularla çalışma fırsatı yakalayan Joo Won dizi sektörüne adapte olmaya başlamıştır.
Joo Won Ojakgyo Brothers da Hwang Tae Hee isimli sıcak ve çok zeki bir adam olmasına karşın sinirli inatçı ve suskun olan karakter canlandırmıştı.Dizide After School üyesi UEE ‘nin canlandırdığı karakterle tanışınca aşk Tae Tee’nin hayatını değiştirmişti. Dizide romantik yanını göstermemeye çalışan Tae Hee karakterinin bu tavrı karmaşık bir aşk ilişkisi yaratmıştı. Ojakgyo Brothers % 30 izlenme oranı ile 58 bölüm sürmüş, Joo Won’un popülaritesi ve yüksek reyting başarısı bir kez daha kanıtlanmıştır.
Daha dikkat çekici olan bir nokta ise, Joo Won’un sadece 20 li yaşların başındaki kadın izleyici kitlesi arasında değil 40-50 yaş arası izleyici kitlesi arasında da çok popüler oluşudur.
Joo Won’un başrolünde yer aldığı Bridal Mask/Gaksital dizisi 10 milyon won’luk bütçeye sahip. Joo Won’un her daim kendini geliştirmeye çalışan, oyunculuğa tutku ile bağlı yapısı ona başarıyı getiriyor. Müzikallerde yer aldığı günlerden bu yana Joo Won adım adım izleyicilerin dikkatini üzerine toplamış, iyi oyunculuğa duyulan özlemi sona erdirmiştir.Joo Won'un oyunculuk yeteneği, izleyicilerin olumlu tepkisi ve sürekli kendini yenilemesi ile “REYTİNGLERİN PRENSİ” haline gelmiştir.
Alıntı:Koreanturk
22 Eylül 2012 Cumartesi
Joo Won ^_^
Joo Won beni gerçekten büyüledi galiba.Neden mi? :D Bridal Mask/Gaksital ile başlayan ve sonrasında Ojakgyo Brother ile devam eden ilgim hala sönmedi aksine Joo Won'un diğer dizi ve filmini de izlememi sağlayacak gibi görünüyor.Şimdilerde King of Baking, Kim Tak Goo dizisine başlamayı düşünüyorum.Joo Won bu dizide baş rolde değil ancak ana castta yer alıyor.Yine de izlemeye değer.Bakalım bu dizide de beni büyülemeye devam edebilecek mi? :D
Fotolarla aşkım ;)
Güney Kore mi dediler...Gelin biraz tanıyalım :D
Gerek Ojakgyo Brother dizisinin uzunluğu gerekse de aile
dizisi olması sebebiyle Güney Kore ile ilgili baya bir bilgi edindim.Tabi başka
sitelerde okuduğum bilgilerim ve sayısız fazlalıkta izlediğim dizileride eklediğimde işte benim gözümden Güney Kore:
1) Kore erkekleri ( tabi başka yazılardan da edindiğim
bilgilerden ) baya bir ana kuzusular.Anne ne ders o olur.Eşlerini bu
uğurda yalnız bile bırakabilirler.Bu kötü işte.Türk aile yapısına biraz
benzese de bizim Türk erkeklerinin onların erkeklerine kıyasla daha az ana kuzusu
olduklarını söyleyebilirim.
2)Koreliler ırk konusunda çok hassaslar.Yani kendi ırklarından
olmayan eşlere pek sıcak hatta hiç sıcak bakmıyorlar.Yani koreden damat adayı
biraz zor olacak gibi görünüyor :D
3) Geleneklerine çok bağlılar.En zenginleri bile belli başlı
gelenek ve göreneklerden dışarı çıkmıyorlar.Bu maalesef bizim ülkemiz için pek
söz konusu değil.Atatürk'ün dediği gibi batıdan sadece ilim ve bilimi alıp
kültürümüzü,gelenek ve göreneklerimizi yozlaşmadan uzak tutmalıydık ama Gençlerimizin çoğu değer
yargılarımızdan bir haber büyüdükleri için maalesef Atamızın emanetine pek
de sadık olamıyoruz. :-/
4)Bu Koreliler amma içki tüketiyorlar.Soju fıçısının içine
düşmüşler resmen :DDD İyi günde iç,kötü günde iç,yalnızsan iç,yalnız değilsen
de iç..Anlayacağınız hadi içelim modundalar.Tabi yine de ÇOK ŞİRİNLER.İçki içen
hangi millet bu kadar komik,zararsız ve tatlı olabilir bilemiyorum *-*
5)Büyüklerine saygıları hat safhada.Büyüğüne karşı
saygısızlık kabul edilemez...Bu yönleri benim çok hoşuma gidiyor bizim yok
olmaya yüz tutmuş kültürümüze benziyor bu açıdan.
6)Dedikodu baya yapılıyor.Aslında dedikodu demeyelim.Neden
mi? Çünkü yüzlerine karşı çoğu şeyleri söylüyorlar arkadan konuşmaya pek laf
kalmıyor :DD Hatta bir blogda Korede intihar olaylarının çok fazla olduğunu
okumuştum , nedeni de insanları çok fazla ve insafsızca eleştirdiklerinden
kaynaklanıyormuş.Ve bir ankette de dünyadaki Mutsuz Ülkeler kategorisinde baya
iyi bir sıradaymış.Bu beni çok şaşırtmıştı.Dizilerde pek de öyle görünmüyor
aslında.Tabi bunlar zeki yapımcı ve senaristlerin halkı daha ılıman,kanaatkar ve
çalışkan yapmak için yapılan ve tabi altında sosyal mesajlarda veren
yapımlar.Umarım bizim dizilerimizde kendi kültürümüzü,gelenek göreneklerimizi
ve bizim için önemli olan değer yargılarını,tarihi,eğitimi,sağlığı,kültürü
kısacası bizi biz yapan tüm ögeleri içeren ama içi boş konularla sınırlı
kalmayan dinamik diziler halini alır.
7)Koreliler gösterişe ve şaşalı hayata baya önem
veriyorlar.Deriz ya içi güzellik...Aslında bu birazda yozlaşmış bu ülkede.Yüzün
güzelse tamam.Ha tabi sayısız yapılan hatta sadece ünlülerle sınırlı kalmayan
estetik operasyonlarda baya bir revaçta.Estetik Cerrah olsaydım mutlaka Güney
Korede çalışmak isterdim amma para kırardım hani :D
8)Çiftler baya tatlılar bu Korede yahu.Ne bilim bizim
dizilerimizdeki çiftler benim sıkılmama sebep oluyorlar.İlişkiler genelde baya
ciddi.Şirinlik yapan bir Türk kızı tabi Korelilerle kıyaslanıldığında yok.Yani
onlar kadar şirincikkk değiliz.He isteyen var mı?Hiç sanmıyorum (Ben de dahil
çok banal buluyorum ve bizim ülkenin kızlarına pek uygun olduğunu düşünmüyorum
ama Korelilerde amma şirin ve sempatik duruyor orası da yadsınamaz).Bu şirinlik
belli bir zamandan sonra beni de bayıyor.Dozunda olmalı ;)
9)Korede eğitime hat safhada önem veriliyor.Bu alkışa
mazhar bir konu tabi :) Ama Üniversite harçları baya fazla canım...Hem
zar zor kazanarak giriyorlar hem de baya yüklü bir para ödüyorlar. :/
10)Koreliler sağlık konusunda gereğinden fazla titizler.Ufak
bir yara mı var haydi Hastahaneye :D
11)Tabi yemeğe düşkünlüklerini belirtmeden de geçemeyeceğim.Fazla
abur cubur yediklerine dizilerde pek rastlamadım.Su ve sıvı tüketimleri bunlara
çeşitli çayları da dahil baya fazla.
12)Ciltlerine çok özen gösteriyorlar.A kremi şuraya ,B kremi
buraya ,C losyonu şuraya... :D
13)Görücü usulü randevular var.Bizdekine pek benzemese de
onlarda görücü olayına el atmış.
14)Evlere asla ama asla dışarda giydikleri ayakkabılarla
girmezler.Evin içinde ev terliği olmalı.Tabi bu bence çokkk hoş ki bizim
kültürümüzde de mevcut.
15)Misafirperverler.Her türlü ikram yaparlar misafirlere
karşı.Genelde çay ve meyve ikram edilir.Meyve bu ülkede bulunmaz hint kumaşı niteliğinde.
16)Dizilerde en fazla dikkatimi çeken de her konuşmalarında
hep farklı bir mekanda oturup muhakkak bir şeyler -yemeselerde de dahil-
ısmarlıyorlar.Yani yemek yeme onlarda bir yaşam biçimi :)
17)Dizilerden köpekleri sevdiklerini çıkarıyorum ama ne
zaman birisine kızarlarsa köpek lafı bir hakaret ve aşağılama olarak
ağızlarından çıkıyor. 0_o
18)Meşgul yani pabba lafı hep ağızlarında.Çalışmayı seven
bir millet.Yani düşündüğümde ülkemde mesai saati bitmeden işten çıkan onca kamu
ve özel sektörde çalışan insanları görünce Korelilere karşı sevgim bir kat daha
artıyor.Ülkelerine karşı sorumluluklarını yerine getiriyorlar.Ve uzun mesai
saatlerinden sıkılmıyorlar.Mesai bitse de bir Koreliyi gece 10-11 de iş yerinde
görmek mümkün.İşlerini gerçekten severek ve tüm sorumluluklarını
yerine getirerek yapıyorlar.Ah nerde o meslek ve ülke aşkı bizde.Ne zaman
gitsem ya da arasam hep çıkmış oluyor bu çalışanlar iş yerlerinden.Darısı benim
canım ülkemin başına. :)
19)Amerikaya ve Avrupaya baya bir özentileri var ama kendi
kültürlerini de korumayı biliyorlar.Umarım böyle devam eder.Çünkü herkes
Amerikalı ve Avrupalı olursa bu pek de eğlenceli olmaz di mi? :D Farklılıklar
zenginlik katar bizlere...
20)Domuz yemeği baya seviyorlar.Ahtapottur ne bilim her bir türlü deniz mahsulü
olsun afiyetle yiyorlar.Hatta bunla ilgili bir dizide komik bir sahne
izlemiştim.Kadın ahtapot yemeğe çalışıyorken az daha boğuluyordu.Tabi dizide
canım.O yumuş yumuş şeyi nasıl yiyorlar orasını hala anlamakta güçlük
çekiyorum. =_=
21)Koreli erkekler baya bakımlı.En çok da saç şekillerine bitiyorum.Çok ayrı bir hava katıyor.Saçlar olmasa o hava biraz iniyor diyebilirim.SO COOL *_*
22)Koreli kızlarda aslında çoğu kız böyledir ama onlarda bu
daha bir hat safhada olmakla birlikte birbirlerini pek çekemiyorlar.Biraz
kıskançlar mı ne.Biraz? :D
23)Aslında Korelilerin göz yapıları bence çok güzel.Ama
nedense onlar ameliyatla büyütmeye çalışıyorlar.Bence gayet iyi
görünüyorlar. (İstisnalar kaideyi bozmaz demeden de geçemiycem.) :)
24)Aşırı marka düşkünüler.Marka olsun pahalı ve gösterişli
olsun yeter.Markamla hava atıcam ben modundalar :D
25)Korede de pazarlar var.Balık pazarlarından bahsetmiyorum
bildiğimiz semt pazarlarına benzer pazarlar.Bu yönüyle biraz daha
ısındım.Gidersem orda pazarlardan da alışveriş yapabilirim :D
26)Korelilerin saçları aşırı düz ve ince..Ama saçlarını boyalı ve daha hacimli hatta bazen kıvırcık yapmaktan da çekinmiyorlar.
27)Kızları genelde kısa ama baya zayıf , erkekleri ise aksine
çok uzun ve yapılılar.(Dizilerde en azından böyle halkı nasıl orasını
bilemiycem :D )
28)Korede Hristiyanlık son zamanlarda baya yayılmış
durumda.Ve batıya ait yaşam tarzı ve görüşler benimsenmiş yani en azından özenti kesim tarafından..Dizilerde bir Santa Halabeoji ( Halabeoji burda dede
anlamına gelir :D Bunu ilk duyduğumda amma garip karşılamıştım. ) ve Happy Christmas
lafı alıp gidiyor.
29)Koreliler taksiye tabi dillerinden ötürü takşi diyorlar.İşte buna bitiyorum. :D
29)Koreliler taksiye tabi dillerinden ötürü takşi diyorlar.İşte buna bitiyorum. :D
30)Kore müzik piyasası insanı etkileyen harika şarkılarla
dolu.Yeri geliyor bu şarkılarla içim ısınıyor ve mutlu oluyorum yeri geliyor
hüzünlenip yasa boğuluyorum. ;) Tabi Kore
dizileri ve oyuncuları da beni etkileyen sayfalar dolusu şeylerden
bazıları.Aktör ve Aktiristlerin oyunculuk kabiliyetleri ( herkes için geçerli
olmasa da ) gayet iyi.Tabi Koreli ünlülerin yakışıklılığından bahsetmeden de geçemeyeceğim.Amma
karizmalar yani… :D Kızları da bir o kadar şirinler…
Yazımı yazacağım başka maddeler şimdilik aklıma
gelmediğinden burda sonlandıracağım.Tabi aklıma geldikçe ve daha yakından tanıdıkça yeni maddeler de ekleyebilirim.
Ama herşeye rağmen iyi ki Güney Koreyi
biliyorum ve bir nebzede olsun tanıyorum.
Ojakgyo Brothers ^_^
Son zamanlarda zamanımın çoğunu alan ama izlediğime pişman olmadığım ve en sevdiğim diziler kategorisinde yer almayı başaran süper güzel bir diziyle karşınızdayım sevgili blog okuyucularım :)
İlk başlarda gerek 58 bölüm olması gerekse de şimdiye kadar hiç aile türünde drama izlememiş olmam dramayı izlenilecekler listemden çıkarmama sebep olduysada şimdilerde en çok sevdiğim karizmatik ve yakışıklı oppam Joo Won oynadığından diziye bir göz atayım dedim ve başlamamla aralıksız devam edip bitirmem bir oldu.Uzun olması belki sıkılırım dedirtsede dizinin gidişatı ve sadece belli bir çifte odaklanmadan farklı dallara ayrılması dizinin dinamiğinin düşmemesini sağlamış.
Dizide en çok sevdiğin 2 çiftten ilki Tae Hee ile Ja Eun diğeri ise Tae Bum ile So Young oldu.Tae Bum&So Young en sempatik ve beni en çok güldüren , Tae Hee&Ja Eun ise en şapşal çitti bence.Sayamayacağım kadar komik sahneleri var izleyenleri gülme krizine sokacak nitelikte :D Bunları yazarken bile o komik sahneler canlanıyor hafızamda...
Tae Bum & So Young Çifti
Tae Hee & Ja Eun Çifti
Konusuna değinirsek ; Baek Ja Eun annesinin erken yaşta ölmesi nedeniyle babası ve üvey annesiyle yaşayan şımarık mı şımarık ve aynı zamanda kibirli bir kızdır.Babasının şirketinin iflasın eşiğine gelmesi babasının Çin'e gitmesine ve talihsiz bir biçimde kaybolmasına neden olur.Bu kadarı yetmezmiş gibi üvey annesi de kızı tek başına bırakmıştır.Şans eseri babasının sahip olduğu bir çiftlik olduğunu öğrenir ve Ojakgyo Çiftliğinin yolunu tutar.Ama bu çiftlik 10 yıldır babasının arkadaşı tarafından sahip çıkılmıştır ve aile fertleri ( baba hariç )bundan habersizdir.Ancak bu çiftliği aile ahalisi kolay kolay züppe bir kıza verme niyetinde değillerdir.Ve tüm macera bundan sonra başlar... :D
Joo Won oynadığından dolayı başladığım bu dizi sonrasında tüm karakterleri sevmeme hatta gıcık olduğum UEE'yi bile bir nebze de olsa sempatik bulmamı sağladı.Düşünün artık dizi ne kadar güzel :D Ben bu kızı kötü karakterler dışındaki karakterlere yakıştıramıyorum çok itici ve yapay duruyor.Samimi gelmiyor ama burda biraz da olsa sevimlilik katmış diziye...Tabi Joo Woo ma laf yok.Onun o sert ve karizmatik bakışları ve ardından gelen sevimli ve içi ısıtan gülümsemesi insanı büyülüyor resmen.Şimdiye kadar izlediğim kore dizileri arasından hiç böyle bir oyuncuya rastlamamıştım.Tüm oynadığı dizilere yakışıyor bence.<3
Joo Won un oynadığı her sahne beni etkilese de bunlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.Ve karşınızda Gifler :
En büyük aşklar nefretle başlar sözü boşuna değilmiş.Pek de yumuşak bir başlangıç olmamıştı :D Tae Hee'nin tersi fena 0_0
Tae Hee burda baya sinirli gözüküyor.EEE tabi adamın zayıf noktasına basarsan olacağı bu..Ja Eun amma korkmuştu hani...Ama yine de karizma akıyor bu çocuktan ya <3
Tae Heenin Ja Eun dan hoşlanmaya başladığı sahne...Kravat vesile oldu yani kızın şirinliği değil :DDD
Tam bir çift haline geldiler :D Anı fotosu zamanııı
Bu sahne çok romantikti.Tae Hee'nin kalbi sevgilisinin üşümesine el vermiyor <3
Bu sahne çok komikti ya...Tam öpüşecekler Tae Henin babaannesi odaya girmez mi :D İşin dahada ilginci tabi sevgili olduklarını söylediklerinden ve yakın zamanda da evlenmeleri gündemde olduğundan babaannesi olur böyle şeyler siz devam edin diyor işte orda koptum :D
Ayrılacakları sahne.İşte burda hüzne boğuldum.Tae Hee senden başka hiç bir kıza kravatımı bağlatmayacağım diyor T_T Sen ilk ve son olacaksın.Vay be ne aşk
Ayrılıklar bitti babaannesinin sık dırdırları ve kendilerinin isteğiyle de nihayet evleniyorlar ^^
Bu sahnede çok güldüm :D Geleneklerine göre gelin ve damat birbirlerini selamlamalılar ve bunlar da başlıyor selamlamaya ama ben boşuna şapşal bir çift demiyorum.Neden mi? Ja Eun selamlıyor bakıyor Tae Hee selamlamayı bitirmemiş sonra Tae Hee başını kaldıracak o da Ja Eun'un hala selamlamayı bitirmediğini görüyor derken baya bir uzun sürüyor selamlama faslı tabi konukları ve izleyenleri baya eğlendiriyorlar :DDD
Balayına gelen çiftimiz...Ne kadar şirinsiniz ya ;)
Bu sahne de favori sahnelerim arasında amma içten oynuyorlar gören gerçekten evlendiler sanır :D
Kızı yere yığdı :DD
Klasik karda kelebek izi yapma sahnesi ama bu da yapılmasaydı yazık olurdu hani ^^
Gel gelelim dizinin sevdiğim Müziklerine:
İyi Seyirler ^_^

















.jpg)

























