22 Ocak 2013 Salı

Leyla ile Mecnun - 82.Bölüm ve L&M Hakkında




 1.sezonumuz





 2.sezonumuz


3.sezonumuz(şimdi yayında olan)



Tv seyretmemin yegane sebebi işte bu dizi :D Her bölümüyle olay , karakterleriyle fenomen...Evet en son 82. bölümü dün akşam yayınlandı ben ancak bugün izleyebildim.Kah güldüm kah hüzünlendim :)

Bilenler muhakkak vardır ama bilmeyenler için ( ki bilmeyen var mıdır zannetmiyorum ya hiç tv izlemiyodur ya da yabancıdır ) bahsetmek isterim dram değil komedi hiç değil bu dizinin türü alışık olduğumuz türlerin dışında ==> absürt komedi :D

 

Konusu bildiğimiz Leyla ile Mecnun hikayesinden biraz daha farklı eh madem biraz konusuna da değindim durun ben size linkini veriyim ordan hem fragman izleyin hem de konusunu öğrenin  :)

Linki efem :  http://tr.wikipedia.org/wiki/Leyla_ile_Mecnun_%28dizi%29  (vikide genişçe bir tanıtımı vardı merak edenler (ki bence merak edilmeli) burdan bakabilir )

Bende vikiden ilk kez bakıyorum meğer baya bir ödüller almış yabancı medyanın da ilgisini çekmiş hatta çin'e filan satılmış.He tabi bunu biliyodum IMDb de bir ara 1 numaralı dizi olmuştu ki hala ilk 10'un içinde yer alıyor.Vikide dikkatimi eleştiriler kısmı çekti aslında övgüler kısmı olmalıydı zira tüm yazı övgüyle dolu ki bu övgüler gerçekten süper ve tabi bunu da paylaşayım buyrun efem okuyun :

ÖVGÜLER(eleştiriler başlığı pek uygun değil canım)

Dizi yayınlanmaya başladığı günden itibaren sosyal medyada olumlu eleştiriler almaya başlamıştır. Türkçe sosyal medyanın önemli kaynaklarından olan katılımcı sözlüklerde gördüğü ilgi ile popülerleşen yapım zamanla fenomen haline gelmiştir.Zamanla yaşadığı başarı ile ulusal medyanın da dikkatini çeken dizi, Türkiye'de yayınlanan absürt komedi tarzındaki diziler içerisinde önemli bir yer edindiği ve TRT'nin en iyi yapımlarından birisi olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.
Uluslararası film eleştiri sitesi IMDb'de 15.098 oy üzerinden 9.3/10 puan alan Leyla ile Mecnun sitenin en iyi televizyon dizileri listesinde ilk 10 içerisinde yer almıştır. Bu başarıyı yakalayan ilk Türk dizisi olan yapım ayrıca henüz farklı ülkelere pazarlanmamasına rağmen yabancı paylaşım sitelerinde İngilizce altyazıyla izlenmektedir.
Dizi 51. bölümden itibaren her hafta yayınlandığı gün ve saat içerisinde yayıncı kuruluş tarafından Twitter üzerinden açılan sohbet konuları ile dünyanın en çok konuşulan konuları listesine girmektedir.


Dizinin her bir karakteri olay...Özellikle Cengiz Bozkurt yani nam-ı diğer Erdal Bakkal ve İsmail Abi bir fenomendir biz L&M FANları için :) Her bölümü birbirinden farklı kurgularla zenginleşen ve izleyenleri şaşırtacak senaryo ve benimsenmiş laflarıyla bir alkış ve övgüyü Burak Aksak yani senaristimiz de hakediyor tabi :D (Hitler den tutun da Lost'a kadar dünya medyasındaki farklı popüler konulardan ülkemin konularına kadar her bir konuya ucu dokundu bu güzel dizinin...Güzel ve yerinde mesajlarla da bizleri kendine bağladı )



Bir iki karikatür örneği buyrun bu linkte : http://aytoslu.blogspot.com/2012/05/leyla-ile-mecnun-dizisi-karakterleri.html (Bence baya başarılı olmuş)

  
(Hahahahaha Ama doğru söylüyor Mecnun İsmail Abimiz sigortalı...SGK'lı ama şimdi :D )

Tabi bazı aksiliklerden dolayı leylaların değişmesi tüm L&M FANlarını üzmüştü ama zamanla aslında bu işte de bir hayır vardır dedik , dizimizi izlemeyi bırakmadık.Bu "Leylalara Karışma" işi de diziye renk getirdi monotonluktan kurtardı diziyi :D Şuanki Leylamız olan Melis Birkan da o koltuğu layıkıyla dolduruyor tabi onu da çok sevdik ancak benim için her zaman Ezgi Asaroğlu 1 numara olacak :D Güzel bir oyunculuğu ve harika buğulu bir sesi var tabi bunuda belirtmeden geçemeyeceğim...Amma laf salatası yaptım he hiç de söylemiyorsunuz XD Neyse şimdilik anlatacaklarım bu kadar velhasıl kelam izlemeyenler izlesin zaten izleyenler ve Fanı olanlarda buyrun efem 82. bölüm aşağıdadır...İYİ SEYİRLER (:


L&M 82.BÖLÜM

Sevdiğim 2 müzik videosu (: Harikalar

Anjelika Akbar - Rainbow  

Glee Cast - Smile 

 

Önemli birkaç bilgi:

This song is performed by Glee Cast and appears on the album The Music, Volume 2 (2009)

This song is a cover of "Smile" by Charlie Chaplin.

This song is featured in the video game Glee: Karaoke Revolution.

Sözleri:

Smile, though your heart is aching
Smile, even though it's breaking
When there are clouds in the sky
You'll get by
Finn & Rachel:
If you smile through your pain and sorrow
Smile and maybe tomorrow
You'll see the sun come shining through
For you


Light up your face with gladness
Hide every trace of sadness
Although a tear
May be ever so near


That's the time you must keep on trying
Smile, what's the use of crying?
You'll find that life is still worthwhile
If you just smile


That's the time you must keep on trying
Smile, what's the use of crying?
You'll find that life is still worthwhile
If you just smile

Smile, though your heart is aching
Smile, even though it's breaking
When there are clouds in the sky
You'll get by
That's the time you must keep on trying
Smile, what's the use of crying?
You'll find that life is still worthwhile
If you just smile
You'll find that life is still worthwhile
If you just smile
Smile


30 Aralık 2012 Pazar

2 film tanıtımı ve yorumu yakında...

Malum final haftası yaklaşıyor ve benim adam akıllı oturup çalışmam gerekiyor.Ama bu tempo bittiğinde size koreden bol ödüllü bir sanat filmini ve tayland dan da bol eğlenceli bir romantik-komedi filmini tanıtacağım...

2 film de alanlarında iyi yapımlar.Kore filmi düşündürücü ögeler içerirken , tayland filmi de benim pek aşikar olmadığım bir kültürü ve espri tarzını siz değerli  blog okuyucularına aktaracak...

En kısa zamanda görüşmek üzere ^^

Yine Yeniden Coffee Prince (:

 Nam-ı diğer 커피프린스 1호점 / The 1st Shop of Coffee Prince




2007 yılı bu güzel dramayı izlemek 2009 yılı nasip olmuştu bana.Ama geçenlerde yeniden izleyeyim dedim.Aradan da baya zaman geçti hem ingilizce altyazılı izlemiştim.Neyse velhasıl kelam dramaya yeniden başladım  ve bu dramayı duymayan , görmeyen vardır diye kaleme alıyım dedim.Kore drama kültürünün içinde olan çoğu insanın bildiği bu güzel yapımda başrolde benim en çok sevdiğim kadın actress'lerden biri olan Yoon Eun Hye oynuyor.Ya bir insan bu kadar mı tatlı,sevimli yeri gelince de seksi olabilir :)

Dramamızı biraz tanıtalım: Bir önceki paragrafta da bahsettiğim gibi drama 2007 yılında MBC tarafında yayınlanan 17 bölümlük bir romantic-comedy'dir.Konuya değinecek olursak;(Uzun ama bir o kadar genel detayları anlatan güzel bir yazı olduğunu söyler sabırla okumanızı temenni ederim :D )

Go Eun Chan(Yoon Eun Hye) ailesini geçindirmek için neredeyse günün 24 saatinin 24 saatini ( :D ) çalışarak geçiren azimli,vefalı ve güçlü bir kızdır.Go Eun Chan'ın babası o lisedeyken öldüğünden dolayı ailenin tüm sorumluluğu GEC(Go Eun Chan)'in üzerindedir.Süt dağııtımından teslimata,taekwando öğretmenliğinden oyuncak bebeklerin gözlerinin dikilmesine kadar birçok farklı işte çalışmaktadır.Dramamızın actor'ü olan Choi Han Kyul(Gong Yoo) ise zengin bir ailede büyüyen sromluluk duygusundan bir haber yaşayan birisidir.30 yaşına basmak üzeredir ancak daha doğru dürüst bir işte çalışmamıştır.CHK(Choi Han Kyul)'un büyükannesi bu gidişe dur diyebilmek için CHK'a bir kahve dükkanını teslim eder ve bu dükkanı 3 aya kadar adam edip kar'ı 3 katına çıkarmasını ister.Aksi halde işler CHK için daha da zorlaşacak ve Amerikaya dönmek yerine kendi şirketlerinin başına geçip aslında istediği oyuncak tasarımcılığı yerine şirketin başına geçecektir.CHK kahve dükkanına "Kahve Prensi"(Coffee Prince) adını verir ve kahve dükkanında çalışacak baristaların erkek olmalarının ön koşul olduğunu koyar.İşkolik kızımız GEC ise işe ihtiyaç duyduğundan ve daha öncede tatsız bir olay nedeniyle tanıştığı ve aynı zamanda yardım ettiği CHK'a burda çalışması için bir öneri sunar.CHK bu teklifi kabul eder ancak bilmediği bir gerçek vardı o da GEC aslında bir kızdır...


Hikayemizi ana hatlarıyla özetledikten sonra gelgelelim dramanın beğendiğim kısım ve müziklerine...

+Dramanın enerjisi hiç düşmüyor ve sıkmadan izlettiriyor dizi kendini.
+Oyunculuklar harika.İçten,samimi bir havası var dizi ve oyuncuların.
+Yoon Eun Hye ve harika gülümsemesi,jestleri ve mimikleri.
+Erkek kılığına girmiş kızların dramaları korede baya yaygın olmasına rağmen bu dizi belkide bu formatın ilk yapımlarında olması itibariyle aslen özgün ve yaratıcı.
+Romantizmi ve aşkı çok tatlı bir dille izleyenlere sunan ender yapımlardan...Özellikle burda CHK'nın GEC'a yaptığı serenat harikaydı.Sesi gerçekten güzeldi.Sanırım 16. bölümdeydi.

Bunlar beğendiğim taraflarıydı ancak dizide  Choi Han Sung(Choi Han Kyul'un kuzeni) ve Han Yoo Joo'nun aşkları çok kafa karıştırıcı ve bunaltıcıydı.Bir insanın duyguları süreklide değişmez ki! Bu nasıl sevgi anlayabilmiş değilim.Ancak burda da belirtmeliyim ki senarist belki biraz karmaşık bir aşk 4 lemesine girse de bu iki oyuncunun da rollerinin hakkını vererek oynadıkları kanaatindeyim.Örneğin ben dizilerdeki sevgililerin arasına giren 2. oyunculardan  pek haz etmem ancak burda Han Yoo Joo ve Choi Han Sung rolündeki ikiliye bir kez bile kızasım gelmedi.O karmaşık rollerin bile üstesinden geldiler velhasıl kelam :D

Müzikler diyodum...Çok tatlı ve neşeli müziklere sahip bu yapım.Gelin dinleyelim:










İşte serenat şarkısı: Norul saranghae (Seni seviyorum) şarkısı Gong Yoo(Choi Han Kyul)'dan...HARİKA




İyi seyirler dilerim...

Yine harika yapımlarla karşınızda olacağımı belirterek HOŞÇAKALIN...

12 Aralık 2012 Çarşamba

Full House 2

    Uzun bir zamandır izlediğim ama bir türlü ekranın başına geçip de yazamadığım bir dramadan bahsedeceğim.Aslında çoğumuz 2004 yılındaki serinin ilk dramasından aşinayız Full House'a.Ancak burda bir ayrıntıyı hemen belirteyim kadro ve senaryo tamamen farklı.İyi olmuş mu? Bence gayet yerinde bir karar olmuş zira 8 yıl geçmiş aynı oyuncular ve kendini tekrarlayan bir senaryonun pek izleyici çekebileceğini düşünmüyordum.
Gel gelelim dizinin tanıtımına:

     Oyuncu kadrosu yeni yüzlerin yer almasıyla beraber tanıdık bildik karekterleri de barındırıyor.Gaksital'de Kimura Shunji karakteriyle oyunculuğundan söz ettiren Park Ki Woong ve karizmatik baş rol oyuncumuz aynı zamanda My Girl Friend is a Gumihoda kötü karakteri canlandıran ve benim hayran olduğum oppalardan No Min Woo da ana karakterler arasında.Tabi No Min Wo'nun bu dizideki tarzını görünce tüylerim diken diken olmuştu.Ne yapmışlar sanada bu hale geldin demiştim içten içe :D Tabi dizinin ilerleyen bölümlerinde stilinin farklılığı o kadar da rahatsız etmemeye başladı.
     Konusuna değinirsek, Lee Tae Ik (No Min Woo) ve Won Kang Hwi (Park Ki Woong) Take One adlı asyada oldukça popüler bir idol gurubunun üyeleridirler.Aslında pek de anlaşamazlar ancak Tae Ik ailesinden yadigar kalan ancak şimdilerde sahip olamadığı Full House'u geri alabilmek için Kang Hwi'ye katlanmaktadır.Jang Man Ok ise tam bu dönemde çıkar bu ikilinin karşısına. :) Bazı aksilikler sonucu  Man Ok U Entertainment'ta Kang Hwi'nin stilisti olarak işe başlar.Ancak Man Ok için aksiliklerle son bulduğunu düşündüğü hayatı beklenmedik yönde gelişecektir.Fazla detaya girmek istemedim ama eğlenerek takip edeceğinize eminim. 

 





    Dizide kalıplaşmış çekim formatının dışında daha farklı bir yol denenmiş ve haftada 2 bölüm yerine 1
bölümün ayrı ancak birlikte bir bütünü temsil eden 2 kısmı şeklinde sunulmuş.Aslında fena da olmamış.Genelde verilmesi gereken detaylar ana hatlarıyla verilmiş ve izleyeni sıkmadan kısa bir şekilde sunulmasıda bu yönden iyi olmuş.Toplamda 16 bölümden oluşuyor ve bu hafta 15. bölüm yayınlandı.Tabi en heyecanlı yerinde kaldı.Bakalım final nasıl olacak.Moda mod bir final olacağını pek düşünmüyorum açıkçası.Neden derseniz, dizi alışılmış formattaki şekliyle ilerlemiyor.Beklenmedik cevaplar ve farklı sahneleride barındırıyor içinde.

   Oyuncuların stillerine gelecek olursak baya sıradışı olmuş aslında.Man Ok'un stili hariç tabi.Man Ok'un dizinin ilk bölümlerindeki kıyafetleri  izleyenlere kelimenin tam anlamıyla çin işkencesi yaşatıyor çünkü.İroniye bak kız stilist yaw :D Geç olsada dizinin sonlarına doğru İMAJI ve SAÇI nihayet değişti.Aşağıdaki fotoğrafta çok tatlı çıkmış bunu da söylemeden edemiycem :D


     Müziklerde bulacak bir kusur yok hatta diyecek laf da bulamıyorum desem de inanmayın :D İki çift laf edeceğim tabi olumlu yönde.Gerçekten HARİKA müzikleri var...Bıkana kadar dinlediğimi bilirim...

      Eee bu kadar bahsi geçtiyse OST'ların videolarını paylaşayım:












   İYİ SEYİRLER , İYİ EĞLENCELER ^^

12 Kasım 2012 Pazartesi

*Lenka*

   
      Yeni keşfettiğim bir müzisyen Lenka :D Şarkıları da kendi gibi güzel...Alışılmışın dışında bir tarzı ve etkileyici müziğini de söylemeden geçemeyeceğim.Klipleri ise bi o kadar renkli ve eğlenceli (:

 Sevdiğim şarkılarından bazıları:







İyi dinlemeler...

4 Kasım 2012 Pazar

Dedemin İnsanları

Sizlere çok güzel bir filmi tanıtmama izin verin. :)  Çağan Irmağın senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı 2011 yapımı dram,tarihi türlerinden oluşmuş bir Türk filmi.

Tek kelimeyle harika bir film.Bayıldımmmm...Tabi bu kadar geç izlediğim için kendime kızdım ama geç olsun güç olmasın diyorum ve başlıyorum yorumlamaya...

Film bir yönüyle geçmişimizin karanlık ve sancılı geçtiği dönemlere yani ülkemizin kurulması yeni yeni yeşermesi ve tabi değişimlerin hat safhada olduğu yıllarada gönderme yapıyor.Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesinden bahsediliyor.(Mübadele hakkında ayrıntılı bilgi için: http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye-Yunanistan_n%C3%BCfus_m%C3%BCbadelesi )Hani hepimizin ilk okulda sınavlarda çıkacağı için ezberlediğimiz ama tanık olmadığımız için tam olarak anlayamadığımız bir olaydan bahsediyor.Hatta filme konu olan hikaye ve kahramanların isimleri de gerçek bir olaydan yola çıkılarak yapılmış.Bu filmi izlemeden mübadele zamanlarının bu kadar karmaşık olduğunu belki biliyordum ama görselliğin katılmasıyla olaylar daha güçlü yansıtılmış izleyenlere.Filmde oyuncular sanki gerçekten hikayeden birer parça gibiler.Çok gerçekçi,samimi ve sıcak bir his uyandırıyor film.

Filmde beni en çok etkileyen isimlerden biri de dede rölündeki Çetin Tekindor'un oyunculuğu ve yüklendiği misyon.Çok samimi ve içten bir oyunculukla gereken tüm hissi izleyenlere aktarabilen bir isim.Filmde torunuyla yer aldıkları sahnelerde torununun çıkardığı tüm sorunlara rağmen hoşgörüsü ve insanlığıyla çok etkiledi beni.En çok da sürekli Onlarda Bizim İnsanımız demesi çok hoştu.Tabi sıcakkanlı ege insanını temsil etmeleri ve bizi bizim insanımızı bu kadar doğal yansıtmaları da ayrıca filmi izlenir kıldı.İlk defa bir filmi izlerken uzun bir süre ağzım kulaklarımdaydı.Bu filmle bir kez daha anladım ki harika bir milletiz.(İstisnalar kaideyi bozmaz.) Filmde en çok dikkatimi çeken de dükkanı kilitlemeden gidip işlerini yapabilmeleri.Evet yanlış duymadınız.Eskinin insanları daha bir medeniymiş canım.Torunu dedesine neden dükkanı kilitlemeyip önüne sadece sandalye koyduğunu sorduğunda,dedesinin verdiği yanıt beni çok şaşırtmış aynı zamanda da nerde böyle insanlar dememe vesile olmuştur.Dedesi dükkanı kilitlerse esnaflara saygısızlık olacağını ve müşterilerinde dükkandan soğuyacağını söylüyor yaramaz torununa.İnsanların o zamanlar birbirlerine güvenleri varmış.Dostluklar daha gerçekçiymiş.Tabi günümüzün ortam ve şartlarıyla kıyaslamak akıl karı olmaz zira bu zamanda değil dükkanı kilitlemek alarm taktırsan bile yinede soygunlar olmakta.Filmde üzülmeme sebep olan bu kadar yiğit bir insanın yani dedemizin intihar ettiği sahneydi.Nasıl olurda onun kadar yıkılmaz karakterdeki biri bu yola başvurabilir.İnsan yorulduğunda dinlenmeli yoksa şiddetli bir rüzgar geldiğinde ayakta duracak gücü kendimizde bulamayabiliriz.Ancak dedemizin yaşadıkları dile kolay şeyler.Mübadeleyle birlikte evinden ayrılmış,gemi yolculuğuyla İzmire gelirlerken küçük kardeşini tifodan kaybetmiş,daha sonraları da tüm ailesini kaybetmiş.Geçmişe büyük bir özlem duyan bir kalp ki özlemini bir türlü gidemediği yurduna , şişelere nağmeler yazıp denizin diğer kıyısına gitmesi için bırakmasından anlayabiliriz.Tüm özlemi var o şişelerde :/ Gerçekten hüzünlü...T_T...Göç,ait olamamışlık hissi,özlem duyguları ve bunun yanında yeni yeni emeklemeye başlayan bir ülkenin ani düşüleriyle çalkalanan hayatları olmasına rağmen gözleri ağlamaklı olsada dudaklarıyla güler halde karşılayabilen bir mizaçları var bu samimi insanların.
Filmin sonuda çok hoştu.Torunu artık büyümüş,eline işini almiş yani dedesinin yolundan gitmiş ve dedesinin yaşarken en çok gitmek istediği yer olan yurduna gitme hayalini gerçekleştirmiştir.Ancak gerçekmidir bilinmez ama gerçek olmasını istediğim güzel sahneler vardı.Torunu Ozan Yunanistana gittiğinde oradaki insanlar Ozanın Türkiyeden geldğini duyduklarında; Türkler ve Yunanlılar dosttur demeleri ve misafirperverlikleri çok ilgi çekiciydi.Ozanın , dedesinin özlemini duyduğu yere yani Girite ve doğduğu eve gelmeside bence yaşamıyor olsada dedesinin kulağına gitmiştir.Belkide onunla orada bulunyordu o anda ne dersiniz? Hayali gerçek olmuştur değil mi?

Uzunnn lafın kısası bu filmi kaçırmayın derim...

Türkler kadar sıcakkanlı bir toplumun her ne kadar başka kültürlerin yapımlarını arada izlesek de en çok kendi Filmlerimizde içtenliği,samimiliği,sıcakkanlılığı ve aitlik duygusunu hissedeceğimize inanıyorum.Sonuçta çok özel bir toplumuz değil mi?... :)

Burdan sonraki yazılar alıntıdır...
Aşağıdaki yazıyı filmin sitesinden alıntı yaptım.Film ve oyuncular hakkında daha detaylı bilgi için sitenin linki : http://www.dedemininsanlari.com/

"Ozan, Ege'de küçük bir sahil kasabasında yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Girit göçmeni dedesi Mehmet Bey nedeniyle arkadaşları onunla "gavur" diye alay etmektedir. Yalnız kalmaktan korkan Ozan, başta dedesi olmak üzere ailesine kızar "Biz Türküz." diyerek onlara kafa tutar.

Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, kasaba eşrafından, saygın bir adamdır. Kasaba halkına kol kanat gerer, sorunlarıyla ilgilenip, onlara yardım eder. Hoşgörürsüyle bilinen Mehmet Bey torununun bu durumundan dolayı üzülmekte ve endişe duymaktadır. Mehmet Bey daha yedi yaşındayken, ailesi zorla topraklarından kopartılmış, mübadeleyle Girit'ten göçmüşlerdir. Mehmet Bey'in en büyük arzusu ölmeden evvel doğduğu toprakları görebilmektir. Bu özlemle sık sık içinde mektuplar olan şişeleri Ege'nin mavi sularına bırakmaktadır.

DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakacaksınız."

Ayrıca  http://www.beyazperde.com/filmler/film-195891/ sitesinde yer alan tanıtım yazısının bir kısmıda aşağıda yer almaktadır.Ayrıntılı bilgi için yukarıdaki linke bakabilirsiniz.
 Çağan Irmak, Babam ve Oğlum ile çok başarılı olduğu sulara, Dedemin İnsanları ile geri dönüyor. Most Production ve Ay Yapım’ın yapımcısı olduğu, Çağan Irmak’ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği Dedemin İnsanları, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Filmin mübadele yıllarına uzanan hikayesi I. Dünya Savaşı ile değişen, parçalanan hayatları sinemaya taşıyor... Çekimleri yaz aylarında tamamlanan filmin oyuncu kadrosunda başta Çetin Tekindor, Hümeyra, Mert Fırat ve Yiğit Özşener olmak üzere birçok ünlü isim yer alıyor...

Filmin Fragmanı:



Filmin Tek Parça İzlemek İçin:





İyi Seyirler Diliyorummm...